14 Aralık 2008 Pazar

*2009' un rengi mimoza sarısı

Renk konusunda dünyaca ünlü otorite olan, Amerikalı Pantone Renk Enstitüsü, önümüzdeki yılın renklerini açıkladı. Bu listede öne çıkan bir renk var ki, dünyanın içinde bulunduğu krizlere, savaşlara rağmen sonsuza kadar umut etmemiz gerektiğini anlatıyor bize: Mimoza sarısı. Ada çiçeği olarak bilinen mimozanın o kendine has, sıcak rengi şimdi moda dünyasını kasıp kavurmaya hazırlanıyor. Pantone Renk Enstitüsü’nün de bu rengi seçmesinin aslında tek nedeni dünyanın karamsarlıktan biraz da olsa uzaklaşması, insanların kendilerini mutlu hissetmesi. Enstitü mimoza sarısını 2009’un rengi ilan etti. Pantone Yöneticisi Leatrice Eiseman, mimoza sarısının harika bir sembolik renk olduğunu söylerken; “Sarı hep sıcaklık, güneş ve mutlulukla ilişkilendirilmiştir, şu sıralar ihtiyaç duyduğumuz tüm iyi şeylerle yani... İnsanlar sarının atmosferi aydınlattığını bilir. 2009’da daha önce rastlamadığınız yerlerde sarıyla karşılaşmaya hazırlanın” diyor. Aslında mimoza sarısının seçilme nedeni apaçık ortada: Umudun ve istikrarın rengi olması...

Peki neden siyah veya bej değil?

Aslında bunun cevabı da yine mimoza sarısında yatıyor. İnsanlar bu renge baktıklarında güneşi, aydınlığı, sıcağı düşünüyor. Bu da insanların mutluluk ve sevinç hissetmesine, umutlarını kısa süreli de olsa yitirmemelerine neden oluyor. Pantone, bej veya siyah gibi renkleri ise, insanları karamsarlığa itebileceği, ekonomik krizle birlikte zaten tüketim korkusu içine giren dünya nüfusunun alışveriş iştahını keseceği düşüncesiyle, 2009’un rengi olarak seçmemiş.

Modada karşımıza nasıl çıkacak?Elbiseler, pantolonlar, bluzlar, tişörtler, etekler ve aklınıza gelebilecek tüm tasarımlarda mimoza sarısı ile bol bol karşılaşacağız. Öyle ki 2008 kışından, gelecek yazın kreasyonlarını tanıtan ünlü modacılar bu akıma kendilerini kaptırmışlar bile. Carolina Herrera, Marc Jacobs, DKNY, Prada, Anna Sui gibi ünlü modacılar ilkbahar-yaz kreasyonlarında tiril tiril elbiselerde, ayakkabılarda, fırfırlı bluzlarda mimoza sarısını cesurca kullanmışlar.
Haberin devamını MODA KÜLTÜR sayfasından okuyabilirsiniz

*Kumaşlarda kimyasal malzemelerin kullanılması hem çevreye hem de insan vücuduna zarar veriyor

Dünya modasının genç kuşak temsilcileri arasında hızla yayılan “yeşil tasarım” Türkiye’den de bir ismi öne çıkardı. İrme Temurlenk, aslında seramik sanatçısı... Ama tasarlayıp kendi diktiği koleksiyonlarını “Mamsıratı Irmae” adıyla marka haline getirip internet üzerinden yurtdışına açılmış.

Özellikle naylon poşet yerine tasarladığı çantalar yine çevreye duyarlı Avrupalı ve Amerikalılar tarafından keşfedilmiş. 24 yaşındaki genç modacı moda dünyasının son trendi “yeşil tasarım”ın sadece organik kumaş kullanmakla sınırlı kalmaması gerektiğini düşünüyor. Bu yüzden özellikle Amerika’da yayılan, naylon poşet yerine bez çanta kullanma alışkanlığına yönelik tasarımlar yapıyor.

Market Poşetlerine karşı

İlk başta günlük kullanım için tasarladığı çantaların daha sonra alışveriş çantası olarak hazırlayan Temurlenk “Çantalarım, yurtdışında daha çok tercih ediliyor. Çünkü naylon poşete karşı daha tepkililer. Internet adresim http://www.design7.etsy.com/ üzerinden ulaşarak sipariş veriyorlar. Yakın zaman önce Türkiye’de de şatışa başladım. Naylon poşetlere her gün mutlaka ihtiyacımız oluyor. En azından alışverişe giderken, yanımızda bez torba götürürsek, marketlerden alacağımız poşetlerin sayısı azalmış olacak” diyor.

ZARARINI GÖSTERECEĞİM

Şubat 2009’da Finlandiya Helsinki’de Fanasos Fashion Show bünyesinde koleksiyonu tanıtacak olan İrme Temurlenk ondan önce, dikkat çekecek bir performans gösterisine hazırlanıyor. Temurlenk “Tasarımlarımı farklı malzemelerle yapıp, insanların kumaş giydiklerini sanırken aslında, ne kadar zararlı malzemelerle yapılan giysileri kullandıklarına dikkat çekmek istiyorum. Kumaşlarda kimyasal malzemelerin kullanılması hem çevreye hem de insan vücuduna zarar veren etkenler” diyor.
Haberin devamını MODA KÜLTÜR sayfasından okuyabilirsiniz

*GARDIROBUN ALTIN ÜÇLÜSÜ

En güzel elbise ise Coco Chanel’in kadınlara hediyesi ‘küçük siyah elbise’dir ve gardırobun olmazsa olmazıdır. Elbisekolik her kadının gardırobunda muhafazakardan dekolteye en az birkaç ‘küçük siyah elbise’ vardır. Bu elbiselerin en makbulü hafif kayık ya da küçük ‘V’ yakalı, kolsuz, vücudu saran tam dizde biten klasik kokteyl elbisesidir. Çok kullanışlıdır. En akıllıca seçenek hafif lycralı gabardinden olanıdır. Gündüz işe giderken beyaz bir gömlek, siyah opak çorap yeterli olur ve mokasenden, bantlı Marry Jean ayakkabıya (bakınız Aldo mağazası), çizmeye kadar her çeşit ayakkabıyla uyum sağlar. İş çıkışı davete giderken gömlek çıkarılır, bir inci kolye, ten rengi çoraplar, topuklu ayakkabılar ve bir şal yeter de artar bile.

İkinci olmazsa olmaz elbise ise önü açık kruvaze kesimli, belde üst üste gelerek ‘V’ dekolte oluşturan, genellikle viskonda güzel duran, etek kısmı bol elbisedir. Özellikle beli ince kadınlara çok yakışır. Kalça genişliğini iyi kamufle eder, bacak boyunu uzun gösterir, kadınsıdır, seksidir ve çok kullanışlıdır. Tam dizde ya da dizin beş parmak altında olması hoş durur en çok da çizmeye gider. Trençkotların içinde şık bir fularla çok güzel olur.

Üçüncü en önemli elbise ise önden düğmeli, beli kemerli gömlek elbisedir. En iyi boy tam diz üstüdür. Alttan ve üstten açık bırakılacak düğme sayısı hassastır! En ince jarseden penyeye, lycradan kotona, ketene neredeyse her çeşit kumaşla iyi uyum sağlar. Yaz-kış tüm sezonlarda moda ne olursa olsun bulmak kolaydır. Kısa kollu, beli ince kemerlileri sevimli durur. Uzun manşetli kollu, biraz göbek altından kemerli olanları ise şıktır. Kısa kollu ketenden, omuzları apoletli, göğüs üstleri küçük cepli olanlar ise yaz koleksiyonlarının vazgeçilmezidirler. Haki, bej ve beyaz favori renkleridir bu gömlek elbiselerin... Çizme, bot, babet her çeşit ayakkabı, parmak arası terliklerle bile uyum sağlar ve kullanışlıdır. Tabii ki elbisekolikler bu modeli asla atlamazlar ve hakkını her şekilde verirler. Diğer modellerse, gerçek elbisekolik kadınlar için ‘altın üçlü’, küçük siyah elbise, kruvaze elbise ve gömlek elbiseden sonra gelirler.
Haberin devamını MODA KÜLTÜR sayfasından okuyabilirsiniz

*İnsanların karakteriyle ilgili şaşırtıcı ipuçları veren basit ve kısa sorulardan oluşan bir anket

Dünyanın en çok arzu edilen markalarından ikisi işbirliği yaparsa ne olur? Ortaya ses getiren bir kampanya çıkar. Gap ve Apple’dan bahsediyoruz. Mutlaka duymuşsunuzdur: Gap mağazalarından alışveriş yapanlara Apple iPod’lar hediye ediliyor. Bu işbirliği projesinin bir parçası da, işi yaratmak olan insanlarla yapılan bir anket.Tasarımcılar, oyuncular, müzisyenler, fotoğrafçılar, yani her biri kendi alanında özgün işlere imza atan yaratıcı isimler, Proust anketine benzeyen sorulara cevap verdiler. İnsanların karakteriyle ilgili şaşırtıcı ipuçları veren basit ve kısa sorulardan oluşan bir anket bu. Ortaya çıkan sonuç, her birinin nasıl birer sanatçı olduğunu, nelerden ilham aldığını gösteriyor. Hepsini birlikte okumak ilginç karşılaştırmalar yapmamızı da sağlıyor: Örneğin, "Başkalarının sizi nasıl algılamasını istiyorsunuz" sorusuna üç kişi "Olduğum gibi" derken bir kişi "Diledikleri gibi" diye cevap veriyor...
RIFAT ÖZBEK (Tasarımcı)Bilinçsiz giyinenlerden nefret ederim

Kişiliğinizi en iyi yansıtan kelimeler Rahat, eğlenceli, düşünür. En sevdiğiniz fotoğrafçı Richard Avedon

En sevdiğiniz film ve kitap Truman Capote’den In Cold Blood (Soğukkanlılıkla), Luchino Visconti’nin filmi Götterdammerung (Lanetliler).

En sevdiğiniz moda tasarımcısı John Gallianoipod’unuzdan eksik olmayan parça Amy Winehouse’dan Back To Black

En sevdiğiniz şehir Londra.

En sevdiğiniz 3 kelime Party, party, party

Yaratıcılık nedir Eğlence

En nefret ettiğiniz giyim stili Bilinçsiz Başkalarının sizi nasıl algılamasını istiyorsunuz Diledikleri gibi Huzur bulduğunuz yer Yalıkavak’taki evimiz
Haberin devamını MODA KÜLTÜR sayfasından okuyabilirsiniz

*Yeni sezonda jean pantolonda yüksek bel moda


İYİ KALİTE, İYİ FİYATA

Tsubi, Sass&Bide ve Nobody gibi önemli jean markalarına ev sahipliği yapan Avustralya'da, son derece güçlü bir marka olarak konumlanan Mavi, farklı kesimleriyle hem gençlere, hem de olgun müşteriye hitap ediyor. Hootman, "İyi kesimli ve iyi kaliteyi, iyi fiyata sunuyoruz; başarımızın nedeni bu oldu," diyor. Avustralya, geniş bir yüzölçümüne sahip olmasına rağmen topu topu 20 milyon kişinin yaşadığı bir ülke. Ilıman iklimin yanı sıra, deniz kenarında kurulan şehirler de hayat tarzlarına ciddi derecede etki ediyor. Hootman, bunun kıyafet ve tabii ki jean tercihlerinde de rol oynadığını söylüyor. Avustralyalılar, çok sportmen yapıya sahip oldukları için özellikle kadınların vücut şekilleri, Türklere göre değişiklik gösteriyor. Mavi modelleri Türklerden çok daha uzun boylu, ince ve dar kalçalı Avustralyalı kadınlara göre yeniden uyarlanıyor. Erkeklerde ise çok büyük bir fark yok. Yine de ılıman iklimin getirdiği 'rahatına düşkünlük'ten olsa gerek, düşük cepli modelleri seviyorlar. Türkiye'deki Pierre gibi modellerin cepleri revize ediliyor, Avustralya'da Dillan adını alıyor.
'Kendi trendlerimizi yaratıyoruz"
Peki Avustralya moda gelişmelerinden ve trendlerden uzak kalmıyor mu? Neticede moda, Kuzey'de şekilleniyor; en önemli moda haftaları Kuzey'de yapılıyor ve moda sektörünün döngüsü, Kuzey Yarımkürede yaşayanlara göre belirleniyor. Burada kış başlarken, Avustralya yaza giriyor; yaz boyunca Kuzey'in tükettiği moda ve tabii kalan stoklar oraya gidiyor... Hootman, bunun önemli bir problem olmadığı görüşünde: "Bir kere internet sayesinde Kuzey'de olup biten her şeyden haberdarız. Ayrıca Avustralya'da biz, kendi modamızı geliştiriyor, kendi trendlerimizi yaratıyoruz. Çok büyük bir genç nüfusumuz ve kültürümüz var. Mevsimlerimiz gibi hayat tarzlarımız da çok farklı," diyor
Haberin devamını MODA KÜLTÜR sayfasından okuyabilirsiniz